Memede kanser saptanan koşullarda verilmesi gereken kemoterapinin cerrahi öncesine çekilerek uygulanmasıdır. Kanserin vücut içinde dağılımının azaltılarak, iyi seçilen hastalarda kanserin daha iyi kontrol edilebildiğini ve hastalıksız yaşamı uzatabildiği gösterilmiştir.
Meme içindeki saptanan kanserli dokunun büyük olduğu, küçük olsa da, cildi, meme başını, meme arkası kas dokularını tuttuğu, koltuk altı lenf düğümlerinde veya vücudun uzak bölgelerinde metastaz saptandığında tercih edilir. Tümörün bu kadar büyüdüğü veya çevre dokulara temas ettiği koşullarda kanla da temas ettiği düşünülür.
Tümör eğer 1 cm ve altında ise kan yoluyla vücuda yayılım riski, %8 gibi düşünülürken, 3cm boyutundaki bir kitlede veya lenf nodlarında metastaz varsa veya cilt ya da kas dokusu tutulmuşsa kan yoluyla %35 civarında yayılmış olduğu kabul edilir.
Uzak organ metaztazı varsa kan yoluyla yayılım %100 dür. 70 yaş altı hastalarda Neoadjuvan Kemoterapiden faydalanabilecekleri ve sağlıklı yaşam süreleri uzayacağı için Neoadjuvan Kemoterapi günümüzde tercih edilen bir yaklaşımdır.
Ayrıca modern tedavi protokolleri ile hormona dayalı tümörlerde ve hastanın ileri yaşta olduğu koşullarda bile cerrahi planlanmadan önce hastanın hormon tedavisini alması (Neoadjuvan Hormonoterapi) tümörlü dokunun küçülmesini sağlayıp, cerrahiyi kolaylaştırıp, hastalıksız sağkalımı arttırdığı için tercih edilmektedir.
Lobektomiye uyum sağlaması; meme koruyucu cerrahinin yapılabilmesi için onkolog ile ortak çalışarak hasta öncelikle kemoterapi alması tercih edilmektedir.