Kanserde Metabolizma Takibi

  • Kanser ve hormonlar (Kan şekeri- İnsülin, trioid hormonları, kortizol, özellikle meme kanserinde kadınlık hormonları)
  • Kanser ve Protein Grupları (Hayvani Proteinler – Vegan proteinlerin dengelenmesi)
  • Kanser ve Yağlar (Omega 3- Omega 6  - Omega 9)
  • Kanser ve İyonlar (Demir,Magnezyum, Potasyum, Sodyum, Kalsiyum, İyot, Selenyum)
  • Vitaminlerin Takibi (B,C,D) 

 Hastanın ameliyatı gerekirken kemoterapisi, radyoterapisi tamamlandıktan sonra ilk 2 yıl boyunca 3 ayda 1, daha sonra 5 ila 10 yıl arasında 6 ayda 1 takibi önerilir. Aşağıdaki testlar ve laboratuarlar izlem ve tetkikler için belirli sürelerde yapılır.

Sedimantasyon : Hastanın değerleri normalken sedimantasyon saptanabilecek hızlı bir artış enfeksiyon yönünden anlamlı olabilecekken, aynı zamanda meme kanserinin nüksü veya metastazı açısından önemli olabilir. Tek başına yüksek saptanması tanı koydurucu olmakla birlikte, beraberinde CEA, Ca15-3 ve Ca125' in artış göstermesimeme kanseri nüksü veya metastazı açısından anlamlı kabul edilir. Ve hasta ileri tetkiklere sevk edilir.

CRP : C reaktif protein vücudun iltabi yangısal ve tümoral hücre harabiyetlerine verdiği yanıttır. Romatizmal ve iltabi hastalıklarda da çok yükseldiği görülebildiği için, diğer testlerle beraber değerlendirimesi önemlidir. Vücudun yangısal herhangi bir sorunu yoksa, yüksek olması beklenir. Kanserde ve kanserin metastazlarında yüksekliği dikkat çekicidir.

Alkalen Fosfataz : Karaciğer fonksiyon testleri arasında yer almakla birlikte, karaciğer için safra kanallarında üretildiği için, safra kanallarında tıkanıklığa sebep olan metastazların farkedilmesinde yanı sıra kemoterapi sırasında safranın aşırı koyulaşması ve safra akımının bozulabilmesi olasılığının takibini sağlar.

Ca+ - Kalsiyum : Vücutta bulunan kalsiyum değerinin izlenmesi için yapılır. D3 vitaminin düştüğü durumlarda kan kalsiyumunda da bağırsaklardan emilimin bozulmasına bağlı düşme meydana gelir. Kalsiyumun düşmesi kemik dokusunda da zayıflama ve erime belirtisi olabilir. Erimiş kemik dokusu da kanser nedeniyle olabilecek metastazlara daha açık hale gelmektedir. Meme kanseri tedavisi ve takibinde kemik dokusunun güçlü kalması için destekler önerilmektedir

B12 eksikliği B12 Vitamini: Mide duvarından salgılanan içsel aktör ile emilimi sağlanır ve mide problemlerinde emilimi bozulur . birçok insan çok geç olana kadar B12 eksikliği olduğunu bilemeyebilir. Vücutta  karaciğerde, böbreklerde ve diğer dokularda depolanır. Bu nedenle, bir B12 eksikliği birkaç yıl boyunca ortaya çıkmayabilir. B12 vitamini eksikliği ve meme kanseri arasındaki bağlantı: B12 ve Folik Asit (B9 Vitamini) olmadan, DNA korunamaz , normal ve sağlıklı bölünemez, mutasyonların - ve kanserin - meydana gelebileceği noktaya kadar parçalanabilir. Özellikle meme kanseri ile ilişkilendirilmiştir. B12'nin yanı sıra folat, hücresel  B12 ve folat olmadan, DNA sonunda mutasyonların - ve kanserin - meydana gelebileceği noktaya kadar parçalanabilir.

B12 eksikliği özellikle meme kanseri ile ilişkilendirilmiştir. B12'nin yanı sıra folat, hücresel kimyasal dönüşüm süreci için gereklidir . Bu hücresel mekanizmalar gerçekleşmediğinde veya mekanizmaları bir şekilde kapalı olduğunda, sağlıklı genler "kapatılır", sağlıksız olanlar ise "açılır". Sağlıklı kimyasal koruma yolakları, agresif östrojenlerin (Kadınlık Hormonları ) (yani Xeno-östrojenlerin- Plastikler ve böcek ilaçları gibi kirleticilerde boldur) meme kanseri riskini önemli ölçüde azaltabilen daha hafif östrojenlere dönüştürülmesine de yardımcı olabilir.

**B12 her ne kadar vücutta depolansa da, depolanmış olan B12 vitamini 90 günde tüketilmektedir. Onun için üç ve aylık aylık takiplerde düzenli olarak izlenir, ve eksikliği farkedildiğinde hem ilaçlar ile hem de beslenme önerileri ile hasta desteklenir.

İlaçların yanı sıra Et, karaciğer, yumurta, somon, beyaz peynir gibi hayvani gıdaların (Haftada maksimum 350 gr ı aşmadan ) yanı sıra doğal maya,  bakliyatlar, fasulye, bezelye, mercimek, yer fıstığı, fıstık ezmesi, gibi yiyecekler Koyu yeşil yapraklı sebzeler (çiğ olarak)ve tahıllar gibi birçok kahvaltı gevreği B12 ile zenginleştirilmiştir.

İnsülin-İnsülin Direnci : Şekerin kullanılması için gerekli çok önemli bir hormondur. Kan şekerinin dengelenmesini sağlar. ve şekerin yükselmesini engeller. Ancak insülin direnci adı verilen koşulda kaslar başta olmak üzere dokuların kan şekerini almaları da bozulur. Bu hastalarda hem kan şekeri yükselir, hem de insülin yükselir. Kan Şekeri zaten kanser hücreleri tarafından emildiğinden şekerin yükselmesi istenmez. Aynı zamanda insülinin büyüme hormonuna benzer dok geliştirici bir etkisi vardır. Tümör hücresinin kendisini yenilemesi ve gelişmesini arttırabilir. Bu yüzden insülin direncinin kırılması ve insüln değerininde düşük olması istenmektedir.

AKŞ - Açlık Kan Şekeri:  Açlık Kan Şekeri, kanser hastalarının tümünde olduğu gibi meme kanserinde de düşük olması istenir. Kanser dokusu vücudun diğer hücrelerine göre çok daha fazla miktarda şeker almaktadır. Kan Şekeri düşük tutulursa, kanserin kemoterapiye yanıtı hem daha iyi olacak, hem de tedavi aralıklarında tümörün kendini toparlaması daha zor olacaktır. Hatta bazı uygulamalarda hastanın kemoterapiye aç gitmesi tercih edilir. Yapılan çalışmalara göre kan şekerinin Metformin (İnsülin direncini azaltarak kan şekerinin düşmesine yardım eden ilaç) ile kontrol altında tutulması Kemoterapi sırasında kullanılan hücre öldürücü tedavilerin etkisini arttırabilir, ayrıca  meme kanserinde görülen ilaç direncini de geri çevirebilir. Metforminin kemoterapötik ajanlarla (Paklitaksel, Karboplatin, Doksorubisin) beraber kullanımının sinerjistik etkili olduğu gösterilmiştir. (x) Iliopoulos D., Hirsch H.A., Struhl K. Metformin decreases the dose of chemotherapy for prolonging tumor remission in mouse xenografts involving multiple cancer cell types. Cancer Res. 2011;71:3196–3201. doi: 10.1158/0008-5472.CAN-10-3471.
     Günümüzde Kemoterapi sırasında kan şekerinin ve insülinin düşük tutulması tercih edilmektedir. Bu konudaki kullanım güvenirliliği en yüksek ilaç olarak Metformin karşımıza çıkmaktadır. Hastanın bu tip destek tedaviye ihtiyaç duyup duymadığının belirlenmesi için, hem tanı konulup hastanın kemoterapi için onkolojiye sevk edildiğinde hem de tedavi sonrası takibi sırasında, kan şekeri ve insülin hormonu düzenli olarak izlenmektedir.

Total Kortizol : Takipte hastanın stres düzeyinin saptanması ve uykusunun iyi olup olmadığının anlaşılması açısından önemlidir. Yüksek olduğu koşullarda, vücutta ödem yaratacağı gibi bağışıklık sistemi üzerinde baskılayıcı etki göstermektedir. Kanser takibinde bağışıklığın düşmesi istenmeyen bir durumdur. Bu nedenle kanser takibinde bağışıklığın düşmesi istenmemektedir. Bu nedenle kortizolün takibi ve iyi yönetimi kanser hastası açısından önemlidir. Uyku genel vücut ritminin önemli bir parçasıdır. Genel vücut ritminin düzeni de, tıbbi dil ile Sirkadiyen ritm, meme dokusu üzerinde çok etkilidir. 
Vücudu en çok etkileyen hormonlardan biri Kortizol hormonudur. İyi, düzenli ve yeterli bir uykudan sonra sabah Kortizol hormonu dengeli salgılanacaktır. Kortizol vücudu travmaların yan etkilerinden korur. Vücutta su tutar dokuları korur, ağrıyı azaltır, allerjileri baskılar. Eğer iyi uyunamazsa veya stres gereğinden fazla olursa hem kortizol fazla salgılanır hem de uzun süre yüksek kalır. Uzun süreli Kortizol yüksekliği vücutta aşırı su tutulmasına, dokular arasında ödem birikmesine, vücut direncinde aşırı baskılanmaya bağlı bağışıklığın düşmesine sebep olur . Aşırı ödem meme dokusunda fibrokistik yapı gelişmesine sebep olur. Vücut direncinin Kortizole bağlı  aşırı ve uzun süreli bağışıklık düşmesi hem kanser gelişiminde hem de  kanserin tekrarında rol oynar. Hem tanı konduğunda hem de rutin takipte Kortizol takibi ve kontrol altında tutulması önemlidir.

TSH : Tiroid Bezinin çalışma hızını gösterir. Meme kanseri hastasına spesifik olmak üzere mümkün olduğu kadar 1 civarında tutulması istenir. Bunun sebebi TSH tiroid dokusunu büyüten bir organ olduğu gibi, meme dokusunu da uyarıcı etkiye sahiptir. Hastanın tümör endokronolojisi bakışıyla takibi önerilir.

Kemik Spesifik Alkalen Fosfataz : (Ostaz-BAP)  kemik fonksiyonunun takibinde önemli bir belirteçtir. Metastatik olma olasılığı yüksek hastalarda, kemikte olabilecek metastazların erken dönem belirteci olarak önemlidir. Kemik yıkımı ve yapımını gösterir. Yükseldiğinde kemik sintigrafisi ile kemikte metastaz taraması yapılır. Özellikle yoğun spor yapanlarda, özellikle güç egzersizleri de yapıyorlarsa Ostaz da artış olabilir. Ayrıca Kemik Tümörlerinde de Artışı gözlenmektedir. Bir başka formu olan Asit Fosfataz da Prostat kanseri takibinde önemlidir.