Kendi Kendine Meme Muayenesi : 15 yaşından itibaren, her yaş döneminde kendi kendine meme muayenesi her ay yapılmalıdır. Hastanın beklenen meme yapısını ezberlemesi ve meme dokusunda bir değişiklik farkettiğinde hekime başvurmalıdır.
Meme USG (Ultrasonik) : Özel ses dalgaları ile memenin yapısını ve içindeki kitleleri tanımaya yarar. Her yaş döneminde rahatlıkla uygulanabilir. Ultrason her yaşta özellikle hastanın takibinde veya kendi kendine meme muayenesi yaparken saptadığı yapıların iyi huylu ve kanserojen yapılarının ayrıştırılmasındaki ilk tanı yöntemi olarak önemini korumaktadır. USG de yapıların homojen veya heterojen olması, kenarlarının düzenli ya da düzensiz olması, çevre dokuları iterek kendine yer edinmesi (fibro adenom gibi iyi huylu hastalıklarda) veya çevre dokuları işgal ederek (invansiyon) onların bütünlüğünü de bozması kolaylıkla anlaşılabilir. Ultrasonda doppler (renkli ultrason) adı verilen yöntem ile ayrıca dokudaki kanlanma artışı da saptanabilmesi nedeniyle erken tanıda önemli rol oynamaktadır.
Mamografi : X ışınları yardımı ile memenin filmini çekerek yapılan bir tanı yöntemidir. 40 yaşından itibaren çekim yapılabilir. Hala günümüzde, Dünya da altın standart olarak kullanılmaktadır. Meme dokusu içinden geçememesi nedeniyle etkisiz kalmaktadır. Kadın için önerilen başlangıç yaşı, 40 yaş ve üstüdür.. Bu yaşta meme dokusunun yoğunluğu ve bez yapısı azalır. X ışınlarına karşı daha geçirgen hale gelir. Bu yüzden özellikle ileri yaş grubunun tanı ve takibinde çok önemlidir. 40-50 yaş arasında 2 ila 3 yılda 1, 50-65 yaştan sonra yılda 1 kez, 65 yaştan sonra 2 yılda 1 önerilmektedir. Mamografi de kist fibroadenom gibi iyi huylu yapılar kendini düzgün kenarlı olarak gösterir. Fibrokistik hastalıklar gibi ödeme bağlı değişiklikler ise, her iki meme de görülebildiği için genellikle iki taraflı benzer bulgu verir. Kanserojen yapılar ise, genellikle tek taraflı ve asimetrik şekildedir. Ve belli bir büyüklükten sonra yıldız vari çekilmeler yaptıkları için normal yapılardan ayrı görüntü verirler.
MR : Meme dokusu için özellikle diğer ileri teknikler ile tanıya gidilemediğinde, tanı amaçlı kullanılmaktadır. 5mm. ve üzerindeki yapıların tanısında etkili olduğu görülmektedir. Ayrıca metastaz adı verilen yayılımların da tespiti ve takibinde tercih edilmektedir. Bu teknikte, şekerle birleştirilmiş, MR da görünür hala gelen bir boya damar içine verilir. Teknik şekere duyarlı ve vücudun normal hücrelerine göre daha fazla şeker tüketen kanser hücrelerinin görüntülenmesine dayanır. Meme içi önerilen çekilme zamanı adetin 5.-6. günü ile 10-12. günü zamanı arasıdır. Bu dönemde meme daha az ödemli olduğu için çekim daha iyi sonuç vermektedir. ileri teknik yöntemi olduğu için rutin izlemde kullanılmaktadır. Şüpheli bir kitle saptandığında kitlenin belirlenmesi için kullanılır. Bu teknik kitlenin direk kanserojen özelliğinin kendisi göstermesinin yanı sıra kanserojen hücreler için ayrıştırıcı olan doku içine kan alımı miktar ve hızının da artışının belirlenmesi açısından önemlidir. Hastanın tetkikin en yoğun şekilde başarılı olabilmesi için MR çektirmeye aç gitmesi gerekir.
İyi huylu yapılar MR da kanlanma verir. Ama kanlanma hızları yavaş ve miktarları düşüktür. Kanserojen yapılar ise iyi huylu yapılara göre hem daha fazla kan ihtiyacı duymaktadır. Hem de Kanlanma hızı iyi huylu yapılara göre çok artmıştır. Bu durumun izlendiği tekniğe Dinamik MR adı verilmektedir. Meme de saptanan yapıların kontras tutma hızını verir.
PET : Radyoaktif işaretleme ile vücutta gelişebilecek pek çok kanser türü için özellikle yayılımlarının tespiti ve izlenmesi açısından tercih edilen tanı yöntemidir. Pet de, MR da olduğu gibi yine kanserli dokuların normal hücrelere göre daha fazla beslenmelerinin ortaya konması amacı ile kullanılır. Bu teknikte radyoaktif olarak işaretlenmiş şekerli sıvı damardan verilir. Bu sıvının şeker tüketimi daha yüksek olan kanserli doku ve metastazlar tarafından vücuda göre daha fazla tutulum göstermesi tanı koyucudur. İleri tanı yöntemlerindendir. Vücutta kanser saptandıktan sonra başka bir odak ve metastaz olup olmadığının saptanması için kullanılır. Hastanın tetkikinin en yoğun şekilde başarılı olabilmesi için PET çektirmeye aç gitmesi gerekir. Tümör dokusu açlıkta radyoaktif olarak işaretlenmiş şekeri bünyesinde daha çok çekeceği için yöntemin tanı koyma yeteneği ve doğruluğu artacaktır. İleri tanı yöntemlerinden biri olan pet, ancak kanser tanısı konduktan sonra uygulanmaktadır. Memedeki iyi huylu yapılar, enfeksiyon gibi özel durumlar haricinde ciddi bir radyoaktif madde tutulumuna sahip değildir. Kanser dokuları ve metastazları ise çoğu kez normal dokulara göre belirgin tutulum verecektir.
BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ : Daha yüksek doz radyasyon verdiği için mamografi gibi rutın taramada değil, ayrımı yapılamayan yapıların tanınmasında, özellikle mem kanserinin vücuttaki yayılımının tespiti ve takibinde tercih edilir. Daha çok beyin, toraks ve batın için yıllık taramada kullanılabildiği gibi, pet de saptanan yapıların ayrıntılanarak, isim ve tanılarının konması amacıyla kullanılmaktadır. Örn: Akciğer, kemik metastazları..
İyi huylu yapılar bu teknikle yine kontras vermemekle birlikte, kanserojen yapılar tuttukları yoğun kontrasla ön plana çıkmaktadır.
DITI (Meme Termalgrafi) : Cihaz vücuda herhangi bir ışın vermemekte, vücuttan yayılan termal - ısı ışınlarının (kızılötesi) özel bir kamera yardımıyla saptanması işlemidir. Yüksek düzeyde ısıya hassas olduğu için çok erken evrede bile meme dokusunun ısı değişikliklerini saptayabilmektedir. Ancak hücre yapılarını gösterememektedir. Bu nedenle ultrason mamografi gibi diğer tekniklerle saptanabilmiş kitlelerin riskinin ve değişme potansiyelinin değerlendirilmesi amacıyla yardımcı bir teknik olarak kullanılır. Kanser hücrelerinin daha çok beslenme, kan ihtiyacı olduğundan bahsetmiştik. Dokudaki bu kanlanma artışı aynı zamanda dokuların cilt üzerindeki iz düşümlerini yine benzer bir kanlanma ve ısı artışı meydana getirmektedir. Cihaz, organın direk ısısının değil, vücudun verdiği reaksiyona bağlı olarak ciltte meydana getirdiği ısı artışını saptamaktadır.
İyi huylu yapılar, belirgin bir kanlanma olmadığı için Diti de genellikle bir bulgu vermezler. Fibrokistik yapılar ise hafif bir kanlanma artışı meydana getirirler. Genellikle bu da her iki memede de olacağı için simetriktir. Prekanseroz yapılar simetrik olarak daha fazla bir ısı artışı göstermektedir. Ancak diğer tekniklerde bariz bir yapı saptanamadığı için hasta yakın takibe alınmaktadır. Aşırı ve asimetrik ısı artışı gelişmekte olan veya gelişmekte olan yapılar için üst düzey şüphe uyandırıcı olarak değerlendirilnektedir. Bu farkın sebebinin anlaşılması için ileri tetkiklerin yapılıp hasta yakın takibe alınmalıdır.
LABORATUARLAR : Hemogram, CEA, Ca15-3, AST, ALT, GGT, LDH, CK, Alkalen Fosfataz, CRP, Sedimantasyon, B12
Tanı koyarken laboratuvarlar hastanın genel durumunu, olası bir enfeksiyon halini meme dokusu üzerine olabilecek hormonal baskıyı ve meme kanserinin belirtilerinin saptanması konusunda önemlidir.
Hemogram : Vücudun genel durumunu ve kan değerini göstermek için önemlidir. Eğer memenin iyi huylu hastalıklarından, mastit ile karşılaşılıyorsa hemogram, enfeksiyonu gösteren önemli bir belirteçtir. Lökosit sayısının ( vücudun direnç hücreleri) normal değeri 7000 civarındadır. bunn 10.000-12.000'i aştığı durumlar, vücutta bariz enfeksiyon olduğunu gösterir. Aynı zamanda nötrofil adı verilen ve vücudun bakterilere karşı geliştirdiği hücrelerde artış gösterir. Eğer aşırı kansızlık varsa, kansızlığa sebep olan beslenme problemi aşırı adet kanaması gibi sorunları hasta yaşamıyorsa ve memede kitle varsa kansızlık kanserojen hücrelere bağlı olarak da gelişmiş olabilir. Özellikle kemoterapi alması planlanan hastalarda kansızlık daha da derinleşeceği için tedavi edilmesi gerekir.
CEA : (Karsino Embriyojenik Antijen) Vücutta genel kanser belirtici olarak kullanılır. Yükselmesi bedende kanserjenik bir değişiklik olduğunu gösterir. Doku içine ait bir kimyasaldır. Dokular parçalandığında ortaya çıktığı için, kimi zaman organlarda meydana gelen hasarı da gösteriyor olabilir. Ayrımının yapılabilmesi için, organa spesifik kimyasal belirteçlerle birlikte değerlendirilir.
Ca15-3 : Memeye Spesifik Kimyasal Belirteçtir. CEA ile birlikte yükselmiş olması memeye yönelik hastalıklar yönünden incelenmesi gerektiği gibi takipte yükselmesi, nüks veya metastaz açısından anlamlı olabileceği için, ileri tetkiklerin yapılmasına ihtiyaç duyar. Mevsimsel olarak ve bazen memenin iyi huylu hastalıklarından sınırlı yükselme gösterebilir.
AST - SGOT
ALT - SGPT
GGT - Gama Glutamii Transfarez
LDH
CK
Bunlar Karaciğer Fonksiyon Testleridir. Hastalık saptandığında hem karaciğerde metastaz olup olmadığının açıklanması açısından hem de kemoterapi sırasında karaciğerin verilen ilaçlar nedeniyle zarar görüp görmediğinin takibi açısından önemlidirler.
Alkalen Fosfataz : Karaciğer fonksiyon testleri arasında yer almakla birlikte, karaciğer için safra kanallarında tıkanıklığa sebep olan metastazların farkedilmesinin yanısıra kemoterapi sırasında safranın aşırı koyulaşması ve safra akımının bozulabilmesi olasılığının takibini sağlar.
CRP : C Reaktif Protein vücudun iltabi yangısal ve tümöral hücre harabiyetlerineverdiği yanıttır. Romatizmal ve iltabi hastalıklarda da çok yükseldiği görülebildiği için diğer testlerle beraber değerlendirilmesi önemlidir. Vücudun yangısal herhangi bir sorunu yoksa, yüksek olması beklenir. Kanserde ve kanserin metastazlarının da yüksekliği dikkat çekicidir.
Sedimantasyon : Kanda, serumda şekilli elemanlarının çökme hızını gösterir. Yüksekliği CRP de olduğu gibi vücudun mikrobik iltihapları, yangısal reaksiyonları, romatizma ve kanser yönünden anlamlı olabilir. Bazı hastalarda uzun süre tekrarlı tetkiklerde yüksek olarak saptandığı durumların düzenli olarak izlenmesi önerilir. Bazen yıllar sonra saptanabilecek bir kanserin ilk uyarıcısı olarak karşımıza çıkabilmektedir.
B12 eksikliği B12 Vitamini: Mide duvarından salgılanan içsel aktör ile emilimi sağlanır ve mide problemlerinde emilimi bozulur . birçok insan çok geç olana kadar B12 eksikliği olduğunu bilemeyebilir. Vücutta karaciğerde, böbreklerde ve diğer dokularda depolanır. Bu nedenle, bir B12 eksikliği birkaç yıl boyunca ortaya çıkmayabilir. B12 vitamini eksikliği ve meme kanseri arasındaki bağlantı: B12 ve Folik Asit (B9 Vitamini) olmadan, DNA korunamaz , normal ve sağlıklı bölünemez, mutasyonların - ve kanserin - meydana gelebileceği noktaya kadar parçalanabilir.
**Meme kanseri tanısı konduğunda Bu nedenle meme kanseri saptandığında ilk bakılan ve düzeltilmesi istenen belirteçlerdendir.